30 Mart 2015 Pazartesi

31 Mart Azerbaycanlıların soykırım günüdür

Ermeni taşnaklarının Hocalı’da Azerbaycan Türklerine yaptıkları soykırım ilk soykırım değil. 1828-1832, 1877-1878, 1905-1907 ve 1915-1917 yıllarında da ermeniler bolşeviklerle beraber Azerbaycanlılara soykırım yapmışlar.
Mart 2012 tarihinde 1918 yılında Azerbaycanlılara yönelik yapılan soykırımdan 94 yıl geçiyor. 30 Mart 1918’de gece saatlerinde Bakü’de başlayan katliamlar yaşlılar, kadınlar ve çocuklar dahil yaklaşık 20 bin suçsuz insanın öldürülmesi ile sonuçlandı.
30 Mart’tan 2 Nisan’a kadar 3 gün devam eden katliamlarda Stepan Şaumyan’ın yönetimindeki Ermeni-Bolşevik çeteleri Bakü’de binlerce insanı öldürdü, kutsal mekanları yakıp-yıktılar.
Azerbaycanlılara karşı hayata geçirilen soykırım siyaseti Bakü ile sınırlı kalmadı. 31 Mart’ta Ermeni taşnakları Şamahı bölgesinin 58 köyünde 8027 Azerbaycanlıyı-2560 kadını ve 1277 çocuğu öldürdüler. Guba’nın 162 köyünde 16 binden fazla suçsuz insan katledildi. Ermeni taşnakları Lenkeran, Muğan bölgesi ve Yukarı Karabağ’da, Azerbaycan’ın tüm bölgelerinde binlerce köyü yaktılar, on binlerce insanı vahşice katlettiler. 15 Temmuz 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurduğu Olağanüstü Araştırma Komisyonu bu katliamlarla ilgili çok sayıda belgeyi toplayarak hükümete sundu, 1919’da Azerbaycan Parlamentosu 31 Mart tarihini Azerbaycanlıların Soykırımı günü olarak kabul etti.
Ermeni-bolşevik çetelerinin Azerbaycanlılara yönelik soykırım siyasetinin 1918-1920′de kısmen, 1958-1953 ve 1988-1994 yıllarında da tekrarlandığına yakın tarihimiz ve dünya kamuoyu tanıktır.
Bugün Azerbaycan topraklarının %20′si Ermenistan devleti tarafından işgal edilmiş, 1 milyondan fazla yurttaşımız ise kaçkın, yani “zorunlu göçmen” durumuna düşmüşler. Sadece 1905-1907 yıllarında Bakü, Tiflis, İrevan (Erivan), Gence, Nahçıvan, Karabağ ve Zengezur’da binlerce insan öldürülmüş, şehir ve köyler yakılmıştır. Sadece o zamanki Şuşa, Cavanşir, Cebrayıl ve Zengezur kazalarında 75, Erivan ve Gence gubernalarında 200′den fazla köy, kasaba yerle bir edilmiştir.
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurucusu olan M. E. Resulzade, Almanya’da yayınladığı İstiklal Gazetesi’nin 1 Nisan 1933 tarihli 31. sayısında (Azerbaycanlıların Soyqırımının 15. Yılı Özel sayısı) günün ‘kahramanlarını’ şöyle sıralamıştır: Şaumyan, Arakelyan, Ter-Mikaelyan, Saakyan, Lalayan, Amazatsi, Emiryan… Göründüğü gibi, yıllarca adlarına kahraman deyip başımıza çıkartdığımız, Bakü’nün merkezinde onurlarına anıt yaptığımız 26 Bakü Komiserleri ve onların destekçisi olan Bolşevik-Komünist güçler, aslında halkımızın ölümüne ferman vermiş eli kanlı katillermiş.
Lenin ve Stalin’in imzaladıkları 13 sayılı dekret’le S. Şaumyan’a Azerbaycan’ı Sovyetleştirmek karşılığında “Büyük Ermenistan” safsafalarını gerçekleştirmek izni verilmiş, Şaumyan ve yandaşlarının yaptıkları kanlı cinayetlere, sovyetleşme yolunda atılan önemli adımlar sanılarak (belki de gerçek amaç belli imiş – E. A.) göz yumulmuştur. Sovyet tarihçileri ise 1918′deki kanlı Nevruz bayramını gelecek nesillerden saklamak için, Komünist Partisi’nin emriyle bu “bayram” günlerindeki olayları “iç savaş” adlandırmıştır.
1918 yılının kanlı mart-nisan olayları ilk kez 15 Temmuz 1918′de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı Memmet Hesen Hacınski tarafından meclis gündemine getirilmiş, Gence’de milletvekili Elekber Bey Hasmemmedov’un başkanlığı ile Olağanüstü Araştırma Komisyonu oluşturulmuş, bu komisyon Bakü, Şamahı, Guba, Göyçay, Şuşa, Kürdemir, Zengezur vb bölgelerinde yapılan Ermeni-bolşevik cinayetleri ile ilgili zengin malzeme toplamıştır. 1919-1920 yıllarında 31 Mart – Milli Matem Günü olarak resmen anılmıştır. 78 yıl sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in 26 Mart 1998 tarihli kararnamesi ile, 31 Mart – Azerbaycanlıların Soykırım Günü olarak ikinci kez resmen kabul edilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi de 31 Mart 1998 tarihli özel toplantısıyla 31 Mart – Azerbaycanlıların Soykırımı Günü hakkında beyanat vermiştir.

Dr. Eldeniz Abbaslı

25 Mart 2015 Çarşamba

Armeense wreedheid: Bloedbad van Khojaly

In tegenstelling tot hetgeen Armeense propagandisten en hun
collaborateurs beweren werd altijd het Turkse volk aan genocide
onderworpen. Eйn van de laatste voorbeelden van deze genocides is de
Khojaly genocide.
Sinds de start van de Nagorno-Karabakh oorlog was khojaly, die op een
van de belangrijkste heuvels van dit gebied ligt, voor de Armeense
strijdkrachten een strategisch doelwit. Khojaly ligt in de Karabakh bergketen,
strategisch op de wegen van Agdam-Shusha en Eskeran-Khankendi. De
geografisch-strategische ligging van Khojaly was gunstig voor aanvallen door
de Armeense strijdkrachten. Khojaly ligt ten zuidoosten van Khandeki op 10
km afstand. De enigste luchthaven van Karabakh is in Khojaly.
Khojaly werd geblokkeerd sinds oktober 1991. Op 30 oktober werd
vervoer over de weg afgesloten en de helikopter bleef het enigste middel van
vervoer. De laatste helikopter naar Khojaly ging in 1992 op 28 januari. Na het
neerschieten van een civiele helikopter in de lucht boven Shusha en het
sterven van 40 mensen als gevolg hiervan, werd ook dit middel van vervoer
afgesneden. Sinds 2 januari was de stad afgesneden van elektriciteit. Met
ingang van de tweede helft van februari werd Khojaly door de Armeense
strijdkrachten geblokkeerd en elke dag met kanonnen, zwaar geschut
gebombardeerd.
In de nacht van 25 op 26 februari in het jaar 1992 werden in de stad
Khojaly, deze ligt in het bergachtige Karabakh gebied van Azerbeidzjan, in
groten getale Azerbeidzjaanse burgers onderworpen aan een genocide door
de Armeniлrs. Volgens Azerbeidzjaanse bronnen en rapporten van Memorial
Human Rights Center, Human Rights Watch en andere internationale
mensenrechten organisaties werd de afslachting door Armeense
strijdkrachten uitgevoerd, ondersteund door het Russische 366e
gemotoriseerde Regiment.
Human Rights Watch heeft het Khojaly bloedbad omschreven als de
meest uitgebreide civiele slachting sinds de bezetting van het bergachtige
Karabakh. Hoewel de discussies over het aantal verdwenen Azerbeidzjanen
door gaan, wordt er algemeen geaccepteerd dat het tussen 400 en 1000 zijn.
Het officiлle aantal gemeld door Azerbeidzjaanse officiлle bronnen is 613
burgers, waarvan 106 vrouwen en 83 kinderen, en meer dan 7 waren ouderen.
De stad Khojaly, bestaande uit 2605 gezinnen, in totaal 11.356 mensen,
beslaat 936 km2, en werd op 26 februari 1992 blootgesteld aan de meest
meedogenloze genocide van de eeuw en de stad werd volledig verwoest. Toen
het bloedbad plaats vond, stond Khojaly niet onder bescherming van de
Azerbeidzjaanse Strijdkrachten en was volledig kwetsbaar. In de stad
bevonden zich verspreid 150 mensen die lichte wapens bezaten. De
Azerbeidzjaanse strijdkrachten konden de mensen van Khojaly niet helpen,
een lange tijd was het zelfs niet mogelijk om hun lichamen te bergen.
Met ondersteuning van de in het gebied aanwezig zijnde 366e Regiment,
hebben de Armeense strijdkrachten eerst de stad,waarvan zij de in- en
uitgangen hadden afgesloten, van drie kanten omsingeld, en met behulp van
zwaar geschut de stad gebombardeerd en daarna de stad binnentrekkend de
slachting uitgevoerd, zonder onderscheid te maken tussen civiel, vrouwen,
kinderen en ouderen. De Armeniлrs wilden door het bezetten van deze stad
aan de gehele bevolking van het gebied een boodschap afgeven. Inderdaad,
voor de Azerbeidzjaanse Turken hebben zij een zware boodschap afgegeven.
Middels de bezetting en het zo goed als geheel vernietigen van Khojaly werd
het uiteenvallen in de regio versneld. Tegelijkertijd hebben de Armeniлrs met
deze slag een belangrijke strategische plaats bezettend een vanuit militair
oogpunt belangrijke overwinning behaald. Echter, vanuit menselijkheid heeft
de meest wrede genocide in de geschiedenis plaatsgevonden. Aan de andere
kant was deze genocide voor de Armeniлrs, een soort van vergelding voor het,
door henzelf beweerde, in 1915 beleefde.
Zelfs in de meest intens gevochten oorlogen is er normaal een deel dat
buiten de oorlog wordt gehouden, niet wordt aangeraakt. De Armeniлrs
hebben dit gedeelte, zonder rekening te houden met ouderen, vrouwen en
kinderen, op gewelddadige wijze martelend omgebracht. Van deze slachting
zijn totaal 487 mensen als zwaargewonde bevrijd. Echter, 1275 mensen
werden gegijzeld en 150 mensen zijn verdwenen. Uit onderzoeken van de
lijken werd geconstateerd dat veel van hen in brand zijn gestoken, hun ogen
uitgestoken en de oren, neuzen, hoofden tezamen met verschillende delen van
het lichaam afgesneden zijn. Zelfs de zwangere vrouwen en kinderen hebben
van hetzelfde geweld hun deel gekregen.
Dit jaar op 26 februari is het de 17e verjaardag van de Khojaly slachting.
Onze hoop is dat het Turkse volk nooit meer zo'n slachting zal meemaken.
Dr. Eldeniz ABBASLI
Lid van de Euraziл schrijversvereniging
Onpartijdige onderzoeker, journalist.
Bakoe / Azerbeidzjaan.


NOT: Çeviri için Ali Osman Biçen'e teşekkürler.

10 Mart 2015 Salı

AZERBAYCAN EĞİTİMCİLERİ KARABAĞ KONUSUNU ELE ALDILAR

6-7 Mart 2015 tarihlerinde Azerbaycan Eğitim Konseyi ve Bakü Pedagoji Kadroların İxtisasartırma ve Yenidenhazırlanma Enstitüsü "Karabağ gerçeklerinin büyüyen nesle aktarılmasının bilimsel metodiki ve pratik sorunları" konulu Uluslararası Bilimsel-Pratik Konferans yaptı. Konferansta Azerbaycan Eğitim Konseyi Başkanı, Prof. Dr. Ajdar Ağayev, Eğitim Konseyi Yönetim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Asaf Zamanov, Prof. Dr.Mirzali Murğuzov, Şaik Asgerov, Prof. Dr. Erdal Karaman, Büyükağa Mikayıllı, Hagigə Memmedova, Aliye Tehmasip, Samir Mehdizade, Kemale Kadirova, Sevinç Niftiyeva,  Karabağ gerçekleri konusunda araştırma yapan bilim adamları, eğitimciler katıldılar. Konferansta ABD'de faaliyet gösteren Karabağ Vakfı CEO'su bayan Diana Cohen Altman da yer aldı.
Konferansta ilk olarak Ermenilerin Azerbaycanlı’lara karşı yaptıkları soykırımdan bahseden ders yayımlandı.
Konferansta açılış konuşması yapan Bakü Pedagoji Kadroların İxtisasartırma ve Yenidenhazırlanma Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Asaf Zamanov söyledi ki, Azerbaycan Eğitim Konseyi’nin "Karabağ gerçeklerinin büyüyen nesle aktarılmasının bilimsel metodiki ve pratik meseleleri" konusunda ortak konferans geçirmek teklifini memnuniyetle kabul ettiler. Çünkü bu konu Azerbaycan için büyük önem taşıyan bir konudur. Çok iyi bir durumdur ki, Azerbaycan Eğitim Konseyi öğretmenleri bu önemli konu etrafında birleştirmek, dünya kamuoyunun dikkatini Karabağ sorununa yöneltmek gibi önemli bir etkinliği hayata geçirmeye karar verdi. Sanırım, bu, bizim her birimizin vatandaşlık görevidir.
Azerbaycan Eğitim Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ajdar Ağayev öğretmenlerin Karabağ gerçeklerinin dünya kamuoyuna duyurulması yönünde bir araya gelerek fikir bildirmeleri, araştırma içerikli yazılarla konuşma yapmalarının takdire şayan bir durum olduğunu dile getirdi. Ağayev, Eğitim Konseyi'nin gerçekleştirdiği bilimsel deneysel konferansın mahiyetinden, Ermenilerin Azerbaycan halkına karşı işledikleri kıyımlar, Azerbaycan’a karşı ileri sürdükleri toprak iddialarından, işgalci niyetlerinden bahsetti. Söyledi ki, bugün eğitimcilerin üzerine Karabağ gerçeklerinin dünya kamuoyuna, hem de genç nesle dağıtım gibi çok önemli görevler düşüyor. Biz düşünüyoruz ki, öğretmenler ders sürecinin imkanlarından istifade etmekle bu önemli görevin üstesinden gelmelidir. Ajdar Ağayev vurguladı ki, geçtiğimiz Kasım ayı Gürsüstan’ın Kabuleti kentinde Konsey'in düzenlediği Uluslararası Bilimsel Deneysel Konferanstada Karabağ gerçeklerinden bahsedilmiştir. Katılımcı öğretmenlerimizin Karabağ'ın tarihi konusunda sergiledikleri dersler Gürcüstan’lı öğretmenlerin ilgisini çekmiştir. O, umutlu olduğunu bildirdi ki, bu konferansın Azerbaycan'ın hak sesinin dünya kamuoyuna iletilmesine katkısı olacaktır. Ajdar Ağayev söyledi ki, konferans bildirileri ABD'de ve Türkiye'de yayılması öngörülen Azerbaycan, İngiliz, Rus dillerinde basılacak "Realities of Karabakh" adlı kitapta yer alacak. Kitabın yayınının Eğitim Konseyi’nın, yayımının ise ABD Karabağ Vakfı’nın üsteneceği öngörülüyor.
Daha sonra konuşma yapan Doç. Dr. Şaik Askerov, Prof. Dr. Mirzeli Murğuzov yüzyıllar boyunca devam eden Ermeni hiylesinden, onların sadece Azerbaycan'a karşı değil, Türk dünyasına karşı tuttukları işğalçılıq siyasetinden bahsettiler.
ABD'nin Karabağ Vakfı CEO'su bayan Diana Cohen Altman "Karabağ gerçeklerinin dünya kamuoyuna ulaştırılmasının metodolojik esasları" konusunda konuşmasında vurguladı ki, bugün Azerbaycan öğretmenlerinin önünde duran en önemli vazifelerden biri Karabağ'ın kültürü, sanatı, eğitimi, edebiyat tarihi, maddi-kültürel miras örnekleri vb. hakkında gerçeğe dayalı gerçekleri uluslararası kamuoyuna iletmek, aynı zamanda bu gerçekleri yakından bilen gençlik şekillendirmektir. Sadece bundan sonra ülkenin hak sesini dünyaya duyurmak mümkündür. Bayan Diana Altman daha sonra Karabağ Vakfı’nın ABD'de Karabağ gerçekleri ile ilgili gerçekleştirdiği projelerden bahsetti. Söyledi ki, bu projeler bir bütün olarak Azerbaycan gerçeklerinin Amerikan kamuoyuna duyurulması amacı taşıyor. Daha sonra bayan Diana Kohen Altman konferans katılımcılarından öğretmenler Mihriban Memmedova’nın, Sevda Abuzerli’nin vb sorularını cevaplandırdı.
Konferansın ikinci bölümünde öğretmenlerden Dr. Ülviye Ajdarkızı’nın ve Arif İbrahimov’un birlikte hazırladıkları "Ermenicilik nedir ve uydurma Ermeni soykırımı" adlı eğitim filmi (metodik-pratik) yayımlandı. Film konferans katılımcıları tərərəfindən ilgiyle karşılandı.
Martın 7-de konferans işini bölümlerde sürdürerek çeşitli konularda öğretmenlerin, Karabağ konusunda araştırma yapan bilim adamlarının konuşması ile devam etti.
Konferansın sonunda dünya kamuoyuna muracaat Kabul edildi.
Martın 8-de konferans katılımcılarından bir grubu Guba Soykırım Memorial Anıtı’nı ziyaret ettiler.


Eldeniz ABBASLI. 





6 Mart 2015 Cuma

Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Günü

31 Aralık tarihi Dünya Azerbaycanlıların Dayanışma Günü, bayramıdır. 1828’de Rusya ve İran devletlerinin aralarında imzaladıkları Türkmençay anlaşmasına göre Azerbaycan Güney ve Kuzey Azerbaycan olarak ikiye parçalanmış, Güney Azerbaycan İran’ın işgali, Kuzey Azerbaycan ise Rus işgali altına girer. Anlaşmaya göre İran, Rusya'nın Revan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı ve Taliş Hanlığı'nın güney bölümü üzerindeki eğemenliğini tanımıştır.
Azerbaycan Türklerinin bir kısmı yurtlarından kovulmuş, sürgün edilmiş, biri birlerinden zoren ayrı bırakılmışlar. Bu sürgünler sonucu Azerbaycanlılar kendi topraklarından bütün Dünyaya yayılmışlardır.
Azerbaycanı, Azerbaycan Halkını biri birinden ayıran sınır Aras Nehridir. Bu nehrin her iki tarafı dikenli tellerle sarılmış, Rus askerlerce korunmaya alınmıştır. Parçalanmış Azerbaycan Türklerini biri birlerinden ayrı tutmak ve gelecek nesillere aynı halk olduklarını unutturmak için İran’ da Azerbaycan Türklerine Azerbaycan Türkü demek yasaklanmış, Türk denilmesine izin verilmiştir. Azerbaycan’da ise tersine Türk adı tamamen yasaklanmış ve Azerbaycanlı ismi verilmiştir.
Sovyetler Biliği zamanında Türk kelimesini söylemek büyük suç ünsürü idi. Sadece Türk kelimesini söylemek Panturanist ya da Panturancı damgası yeyerek kurşuna dizilmek, veya sürgüne gönderilmek için yererli neden idi.
Sovyetler Biliğinin dağılmasının son yıllarında 31 Aralık 1989’da Azerbaycan Halk Cephesinin lideri Ebülfez Elçibey’in talimatı ile Nahçıvan Halk Cephesi üyeleri Aras Nehrinin kıyısında yürüyüş yaparak, dikenli telleri kırarak kardeşlerine kavuşmak için kendilerini nehrin sularına attılar. Aras nehrinin her iki tarafına toplanan insanlar haftalarca gece-gündüz birlik sloganlarıyla Azerbaycan Türklerinin bir millet olduğunu Dünya gündemine taşıdılar.
Bu nedenle Dünya Azerbaycanlıların Dayanışma Gününün esasınnın 31 Aralık 1989’da Nahçıvan’da Sovyetler Biliği-İran sınırlarının kaldırılmasıyla koyulduğunu söylemek mümkündür.
1993’te Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev imzaladığı kanunla 31 Aralık’ı Dünya Azerbaycanlıların Dayanışma Gününü bayram olarak tesbit etti. Bu bayramın esas amacı, ayrı ayrı ülkelerde yaşayan Azerbaycanlıların biri birleri ile ilişki kurarak birlik ve beraberliğinin, dayanışmasının sağlanmasıdır.
Halen 31 Aralık Dünya Azerbaycanlıların Dayanışma Günü bayram olarak dünyanın 70’ ten fazla ülkesinde Azerbaycanlılar tarafından kutlanmaktadır.
Dr. Eldeniz ABBASLI,
Avrasya Yazarlar Birliği üyesi,
Serbest Araştırmacı, Gazeteci.


27 Şubat 2015 Cuma

Azerbaycan Türkleri’ne hürriyeti yaşatan şahsiyet

Azerbaycan istiklali uğrunda hayatının sonuna kadar mücadele vermiş Muhemmed Emin Resulzade 31 Ocak 1884’te Azerbaycanın başkenti Bakü’nun Novhanı köyünde din adamının ailesinde doğmuştur. İlk eğitimini ve tarbiyesini babasının açmış olduğu dini medresede alan Resulzade sonraları Bakü'deki matbaaların birinde mürettiplik yapmıştır.
1903’te Tiflis'te Mehmet Ağa Şahtahlı’nın çıkarttığı Şarki Rus adlı günlük gazetede ilk yazılarını yayınlatmıştır.
1905’ten sonra Bakü’de Ali Bey Hüseyinzade ve Ahmet Bey Ağaoğlu'nun çıkarttığı Hayat, Füyüzat, İrşat, Terakki dergi ve gazetelerine makaleleri ile yazarlık çalışmalarına başlamıştır. Resulzade, 1905-1907 yıllarında köktenci sol cereyanı temsil eden Hümmet, Tekamül, Yoldaş dergilerinin ünlü yazarları ile beraber çalışmış ve bir süre Tekâmül Dergisinin yazı işleri müdürü olarak çalışmıştır.
1904 yılının sonlarında Rus Sosyal Demokratik Partisi’ne bağlı Hümmet Partisi kurulur. Bu partinin görevi Azerbaycanlılar arasında propaganda yapmaktı.
Resulzade yazdığı sosyal-siyasi makalelerinde istiklal, milliyet, insan hakları, kültür kavramlarını halka tanıtmaya ve benimsetmeye çalışıyordu. Hürriyet mücahidi “İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal” verilmesi için gayret sarfediyordu. Onun isteği milletlerin özgürlüğü idi.
 Resulzade aynı zamanda edebiyata ve şiire de büyük ilgi duyuyordu. Onun bazı şiirleri ile yanısıra Karanlıkta Işıklar ve Nagehan Bela adlı dramları da vardır. Hatta Karanlıkta Işıklar ilk kez 1908'de Bakü’de tiyatroda oynanmıştır.
Resulzade 1908-1910 yıllarında Hümmetçi olarak İran inkılabı harekatina katılır. 1908’de Bakü Sosyal Demokrat Komitesi tarafından Gilan inkılabına nezaret için Reşt şehrine gitmiş ve aynı yıl mücahidlerle beraber Tahran'a giderek Meşrute harekatına katılmıştır. Tahran’da kısa sure içinde Meşrute liderlerinin dikkatini geçer ve Demokrat Partisi'nin kurulmasına ve programının yazılmasına katılır. Hatta bu partinin organı olan İran-ı Nev Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürlüğüne seçilir. Şunun da altı çizilmelidir ki, İran'da ilk defa Avrupa tarzında gazete çıkartan Resulzade’dir.
1915’te Açıksöz Gazetesi’ni çıkartmaya başlayan Muhammet Emin Bey, Azerbaycan’ın artık ünlü siyasetçisi idi. Gazete 1917’ye kadar yayınlanmıştır.
1917 devriminden sonra Bakü’de toplanan Müsavat Fırkası'nın Kurultayında Resulzade Fırkanın Başkanı seçilir.
Resulzade 1917 yılının Mayıs ayında Moskova’da toplanan Rusya Müslümanları Şurası’na Azerbaycan temsilcisi olarak katılır.
Bu yıllarda Azerbaycan, Gürcüstan, Ermenistan milletvekilleri tarafından Mavera-yı Kafkas Seymi kurulur. 1918 yılı Mayısının 24-25’inde gürcüler ve ermeniler bu birlikten ayrılıp istiklallerini ilan etmişler. Bunun üzerine 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan milletvekilleri de Azerbaycan Milli Şurası adı altında toplanarak Resulzade’yi Azerbaycan Milli Şurası'nın Başkanı seçmişler.
Resulzade başkanlığında Fethali Han Hoylu Başkan seçilerek kabineyi kurar. Bu dönemde Bakü, Rus ordularının ve Ermeni çetelerinin baskınlarına maruz kaldığı için Azerbaycan’ın Başkenti geçici olarak Gence’ye taşınır. Bakü’yü düşmanlardan temizlemek için Osmanlı ordusu, Nuri Paşa’nın kumandasında İslam Ordusu namıyla Bakü'ye girer. Bakü 15 Eylül 1918'de Türk ordusu ve Azerbaycan’ın gönüllü birlikleri tarafından üç ay süren bir savaştan sonra kurtarılır. Azerbaycan’ın Başkenti tekrar Bakü’ye taşınır.
Bağımsız Azerbaycan Hükümeti millî ve sosyal demokrat bir cumhuriyetti. Anayasada vatandaşlar eşit haklara sahipti. Müsavat Fırkası ilkeleri Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (Çağdaşlık) İstiklal adında bir de gazete yayınlıyordu. Azerbaycan Hükümeti ana dilini, Türkçeyi devletin resmi dili olarak kabul etmişti. İlk defa olarak Bakü’de bir Üniversite kuruldu. Kısa süre içinde bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti çok olumlu ve önemli işler yapmıştı.
Ne yazık ki, 27 Nisan 1920’de II. Kızılordu Bakü’yü işgal ediyor ve Azerbaycan Hükümeti’nin ileri gelenleri tutuklanıyor. Haps edilmeden once Azerbaycan’ın Şamahı İlçesi’nin Lahıc köyü’nde saklanan Resulzade bolşevikler tarafından yakalanıp muhakeme için Bakü'ye getirildi, ama Stalin'in eski arkadaşı olduğu için onun tarafından hapisten çıkartıldı. Stalin, Resulzade’yi ve arakadaşı Abbaskulu Kazımzade’yi kendisi ile beraber Moskova'ya götürdü.
Resulzâde bir sure Moskova’daki Şarkiyat Enstitüsü’nde öğretmenlik yapar. O, iki yıl göz hapsinde tutulduktan sonra arkadaşı Kazımzade ile beraber bilimsel araştırmalar dolayısıyla Leningrad’a (Sankt Petersburg) gider. Oradan Müsavatçıların, bilhassa Tatarların yardımıyla sandalla Finlandiya’ya kaçar, oradan Almanya'ya, Almanyadan ise Türkiye'ye gider.
M. E. Resulzade Türkiye’de bulunduğu sürede yazarlık faaliyetine başlar ve Azerbaycan Teşekkülünde Müsavat, Azerbaycan Cumhuriyeti (Keyfiyet-i Teşekkülü ve Şimdiki Vaziyeti), Asrımızın Siyavuşu, İstiklal Mefküresi ve Gençlik, Rusya'da Siyasî Vaziyet, Kafkas Türkleri, Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı, Azerbaycan Kültür Gelenekleri, Çağdaş Azerbaycan Tarihi, Azerbaycan Şairi Nizamî vd. eserleri yazar. İstanbul’da bulunduğu sürede o, Yeni Kafkasya dergisini çıkarır.
Resulzade, 1922’de İstanbul’da Azerbaycan Millî Merkezi'nin başkanı olmuş ve 1949 yılında bu merkezin teşebbüsüyle Ankara'da kurulan Azerbaycan Kültür Derneği'nin fahri başkanı seçilmiştir. 1954 yılında bu dernek tarafından yayımlanan Azerbaycan Dergisi yayınını günümüzde de sürdürmektedir.
Resulzade 1922 yılında Sovyet Rusyası’nın baskısıyla Türkiye’den ayrılmak zorunda kalarak önce Polonya’ya, sonra Almanya’ya gider. Burada o Rusya mahkumu milletlerin kurduğu Prometey adlı Cemiyetin dergisinde 1928-1939 yılları arasında devamlı olarak makaleler yayımlar. 1927-1934 yıllarında Berlin’de çıkan İstiklal Gazetesi’nde, 1935-1939 yılları arasında Kurtuluş’ta yazılar yayınlatır. Bu yıllarda Avrupa'da çıkan Müsavat Gazetesi’nde de bazı makaleleri çıkar.
Azerbaycan’ın istiklali uğrunda yorulmadan çarpışan, her türlü zorluğa, meşakkata katlanan Resulzade, 5 Mart 1955 günü Ankara'da üç kere Azerbaycan, Azerbaycan, Azerbaycan deyerek Hakkın rahmetine kavuşmuş, Ankara’daki Asrı Mezarlık’ta toprağa verilmiştir.

Dr. Eldeniz ABBASLI.
Avrasya Yazarlar Birliği üyesi